AnneÇok kişi bir başka türlü kendine yalan.
Çok kiÅŸi bir baÅŸka yalan, kendi türünde…
                                                Özdemir Asaf

Annelerimiz. Dünyaya gözlerimizi açtığımızda ilk gördüğümüz insan. Bizi ilk besleyen, bize hayatımızda ilk seni seviyorum diyen insan. Bütün yaşantımız boyunca üzerimize titreyen insan. Ama ne talihsizliktir ki bize ilk yalanı da söyleyen insan. Yalan, belki sadece bir kelime. Fakat zararları sadece söyleyenle sınırlı olmuyor maalesef. Duyan herkesi olumsuz biçimde etkiliyor.

Karakterin temelleri ailede atılırken daha sonra çevre ve eğitim yoluyla kişiliğimiz iyice şekillenir. Annemizin örnek olacağını davranışlar, sözlerinizden bin kat daha etkilidir. Aslında doğru söylemek çok zordur. Doğru söyleyen insanın zor durumda kalmaması için hataya da düşmemesi gerekir. Fakat yaşam o kadar çetin bir savaş alanıdır ki; en masum bellediğimiz analarımız bile insan olmaktan öteye gidememektedir. Hayata karşı sizi hazırlarken, gözünüz korkmasın diye zorlukları pembe yalanlarla süsler.

Belki ömür boyu farkında olmuyoruz bu yalanın. Belki kuşaklar boyu farkına varmadık. Belki de hiçbir zaman bilmeyeceğiz ne olduğunu. Ama bizim ilk yalancımız o, hayatımızdaki ilk yalanın tanıtıcısı. Söylediğimiz bazı şeylerin yalan olabileceğini kafamıza ilk yerleştiren, ilk yalanımızı yakalayan. Hayatımızda gizlediğimiz ilk şeyler hep o görmesin diye. İlk sakladıklarımızı o görmesin diye sakladık.

Onun için dünyanın en güzeliyizdir, en akıllısı, en beceriklisi. Onun için doğar doğmaz sınıf birincisiyizdir. Gözlerimizin içine bakmaya kıyamaz, canının içinde canızdır. Taa ki bir gün komşunun çocuğunun seni geçtiğini duyana kadar. Herhangi birisinin senden daha iyi olduğu; yine annen tarafından hatırlatıldığında sana; bütün doğruların yalan olabileceğini düşünmeye başlarsın. Çünkü anne sarsılmaz bir güvendir. Karşılıksız veren, tükenmeyen bir sevgidir. Seni el üstünden tutan annen tarafından yapılan bu ilk kıyas, hayat boyu arayacağın ve sürekli peşinden koşacağın sorunun ilk adımıdır. ‘ Ben Kimim, Gerçek Nedir’ Artık arasında sıklıkça kalacağın ‘yalan, doğru’ dilemmasının kapısından girmişsindir.

Annelerin masalları, anlattıkları, tarihimizdir. Kimin dost, kimin düşman olduğunun ilk anlatıcısıdır. Birçoğumuz için ana vatanımızdır. Anaokul, anakara, anapara, anayasa, ana fikir vs. ana’ya atıftır. Anne zihinlerde öyle bir sansürdür ki, küçücük bir olumsuzu çağrıştırmaz. Size en kızdığı anda yüzünüze aşk ettiği tokat karşısında bile anne diye ağlarsınız. Analarımız bize beslenebilmemiz, sevilmemiz için onların suyundan gitmenin yollarını buldurtan. Analarımız, onların suyundan giderken bizi sahte gülücüklerle gülmeye alıştıran, yüzümüze taktığımız, sesimizi süslediğimiz bin maskeyle, bin bir yalan dille konuşmasını öğreten.
Ve çok sonraları, hepimiz kendimizin de birer yalancı olduğumuzu öğrenince, kendimizin ya da başkalarının tarih boyunca söylenmiş yalanlarından hüsrana uğrayınca, düşlerimizde ya da kollarında sığındığımız yine anamızdır.

Maalesef yaşarken öğreniriz ki; hayat yalnızca yalan içinde yalanlardır…

Akın YILDIRIM