<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Beni Kategorize Etme! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html</link>
	<description>Ücretsiz İngilizce Dersin Adresi</description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 23:57:42 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ayfer tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-1839</link>
		<dc:creator>Ayfer</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 17:35:37 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-1839</guid>
		<description>Sevgili m, güzel bir yazı güzel bir yorum... Dili kullanışındaki akıcılık hoşuma gitti. Tespitlerinin bir kısmına katılmakla birlikte yazını okuken kendimi yeterince iyi ifade edemediğim duygusuna kapıldım. Zaten önceki yorumlara bakarsan kendimi ifade edemediğimi sen de görürsün. Anlatmaya çalıştığımı en çok sen anlasan da asıl anlatmak istediğimi anlatamadığımı görüyorum. Bu konuda biraz daha çalışmam gerekecek:)
Eğitimli insanlar konusunda söylediklerinde ve bunun toplumumuzda statü meselesi olduğu konusunda haklısın (genel olarak) ama eğitimsiz insanların çok daha sıcak samimi ve eğlenceli  olduklarına katılmıyorum. Öyleyse bile bu basit düşünebilmelerinden değil kişiliklerinden kaynaklanıyordur kanımca.Çünkü mizah zekayla ilintili birşeydir bana göre ve zeka eğitimle işlenebilir. Aslında şu şöyledir bu böyledir tarzı genellemelerden hoşlanmıyorum. Söylemeye çalıştığım tam da buydu. Her birey kendi içinde farklılıklar barındırır ve görmeye çalışarak bakarsak sınıflandırmaların ötesinde bir insan görebiliriz. Bu arada ben hoşgörülü olmaktan bahsederken senin beni hoşgörüye davet etmen biraz ironik geldi. Sanırım kalemimi biraz yontmalıyım:) 
Farkındalığın mutsuzluğu arttırdığı konusunda kesinlikle aynı fikirdeyiz. Ben de zaman zaman kendime soruyorum "daha az sorgulayan , daha basit şeylerle mutlu olabilen biri olmak daha mı iyidir" diye... Ben her şeye rağmen farkındalığı daha huzurlu olmak için de kullanabileceğimizi düşünüyorum. Eğitimli ya da eğitimsiz, önemli olan kişisel gelişimini sağlıklı sürdürebilen bir birey olmak. Üniversite eğitiminin "eşşekliği almadığını " bilecek kadar çok okumuş insan tanıdım.
Sinema konusuna gelirsek, kısaca toplumun beğeni ve zevklerinin değiştiğini ve geliştiğini düşünüyorum ve sektördeki insanların donanımı konusunda ne yazık ki görüşlerine katılmıyorum.
Sevgiler...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili m, güzel bir yazı güzel bir yorum&#8230; Dili kullanışındaki akıcılık hoşuma gitti. Tespitlerinin bir kısmına katılmakla birlikte yazını okuken kendimi yeterince iyi ifade edemediğim duygusuna kapıldım. Zaten önceki yorumlara bakarsan kendimi ifade edemediğimi sen de görürsün. Anlatmaya çalıştığımı en çok sen anlasan da asıl anlatmak istediğimi anlatamadığımı görüyorum. Bu konuda biraz daha çalışmam gerekecek:)<br />
Eğitimli insanlar konusunda söylediklerinde ve bunun toplumumuzda statü meselesi olduğu konusunda haklısın (genel olarak) ama eğitimsiz insanların çok daha sıcak samimi ve eğlenceli  olduklarına katılmıyorum. Öyleyse bile bu basit düşünebilmelerinden değil kişiliklerinden kaynaklanıyordur kanımca.Çünkü mizah zekayla ilintili birşeydir bana göre ve zeka eğitimle işlenebilir. Aslında şu şöyledir bu böyledir tarzı genellemelerden hoşlanmıyorum. Söylemeye çalıştığım tam da buydu. Her birey kendi içinde farklılıklar barındırır ve görmeye çalışarak bakarsak sınıflandırmaların ötesinde bir insan görebiliriz. Bu arada ben hoşgörülü olmaktan bahsederken senin beni hoşgörüye davet etmen biraz ironik geldi. Sanırım kalemimi biraz yontmalıyım:)<br />
Farkındalığın mutsuzluğu arttırdığı konusunda kesinlikle aynı fikirdeyiz. Ben de zaman zaman kendime soruyorum &#8220;daha az sorgulayan , daha basit şeylerle mutlu olabilen biri olmak daha mı iyidir&#8221; diye&#8230; Ben her şeye rağmen farkındalığı daha huzurlu olmak için de kullanabileceğimizi düşünüyorum. Eğitimli ya da eğitimsiz, önemli olan kişisel gelişimini sağlıklı sürdürebilen bir birey olmak. Üniversite eğitiminin &#8220;eşşekliği almadığını &#8221; bilecek kadar çok okumuş insan tanıdım.<br />
Sinema konusuna gelirsek, kısaca toplumun beğeni ve zevklerinin değiştiğini ve geliştiğini düşünüyorum ve sektördeki insanların donanımı konusunda ne yazık ki görüşlerine katılmıyorum.<br />
Sevgiler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>m tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-1833</link>
		<dc:creator>m</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 14:14:22 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-1833</guid>
		<description>Güzel yazı, fakat tespitler doğru değil. Türkiye'de "eğitim" para gibi statü, konum belirleyen bir şey. Çünkü maalesef herkes okuma şansını elde edemiyor. Eğer herkes okumuş olsa "eğitimli olma"nın böyle statü belirleyen bir etkisi olmayacaktı ama maalesef nufusun çok az kısmı eğitimli. Tezime karşı çıkanlar ülkemizde hala bırakın "eğitimlilik-eğitimsizlik" istatistiklerini "okuma-yazma bilen nufus" istatistikleri yapıldığı gerçeğini göz önünde bulundursunlar lütfen. 
Çevrenizde okuduğu üniversitelerle, yaptığı masterlarla hava atan kimseyi görmediniz mi hiç?  İnsanların sahip oldukları şeylerle ötekileri aşağılamaları öyle yerleşik bir tavır ki artık buna şaşırmıyoruz bile. Gelişmekte olan bizim gibi ülkelerde yurt dışında mastır yapmış olmak gibi bir sıfatın ciddi bir artı olduğunu da hatırlatayım. Kabul edin ki eğitim toplumda ciddi bir statü farkı yaratıyor.
Bütün bunların sonucunda Fakir insanın Zengin insanı "doğal düşman" görmesi gibi eğitimsiz insanın eğitimli insanı da düşman olarak görmesi kaçınılmaz bir durum.  
Gelelim Sinemaya... 
Genelde Sinemacılar, özelde senaristler sandığınız kadar aptal insanlar değiller. Sizden daha akıllı da olmayabilirler. Ama en azından meslekleri konusunda sizden daha donanımlı olduklarına inanabilirsiniz. (en azından “eğitimli ukalalığını” bir kenara bırakıp bu kadar iddiasız bir teze inanabilirsiniz) Sinema diğer sanatlar gibi değil. Daha kitlesel bir sanat olduğu için "genel geçer" doğruları baz alır. (Festival filmlerini kapsam dışı tutuyorum) Toplumda var olan "eğitimli ama ukala" yargısı doğal olarak filmlerde de kendini hissettirir. Eğitimsiz seyirci gerçek hayatta alt edemediği statü olarak kendisinden yukarıda olan “eğitimlinin” filmlerde komik durumlara düşmesine güler. Böylece eğitimsiz seyirci sinemada bir katharsis yaşar. Kısa çöp bir anlığına da olsa uzun çöpten hakkını aldığını sanır ve rahatlar.  
Bizim sinemamızda ve televizyonumuzda yaygın olan tavır da budur. Bizim güldürü sinemamızın ayağını bastığı esas yer "kasaba güldürüsü"dür. Yani cahil, eğitimsiz ama kerameti kendinden menkul, gündelik yaşam arifi insanların aralarındaki sıcak ilişkilerden komiklik sağlar. Bizim seyircimiz de buna güler. Bizim seyircimiz niye kentli güldürüsüne gülmüyor efendim gibi bir soru da sorabilirsiniz tabi. Kitlelerin izleme alışkanlıkları vardır. Ve bunları kolay kolay terk etmezler. 
Bizde kentli komedi yoktur. Kentli ve entellektüel komediler yapan Woody Allen Türkiye'de doğsa Yeşilçam'da aç kalırdı. Gerçi Amerika'da da durumu pek parlak değil ya. Daha çok Avrupalı entellektüel seyirci tarafından seviliyor. 
Yorumumu bağlayayım, uzadıkça dallanıp budaklanıyor çünkü. 
Benim kişisel kanaatim de eğitimsiz insanların eğitimli insanlara kıyasla daha eğlenceli, daha samimi ve keyifli olduklarıdır. Eğitim insanı biraz daha düşünerek konuşmaya, biraz daha otokontrollü davranmaya zorluyor. Doğal olarak ortaya çıkan insan tipi fazla eğlenceli olmayan, mesafeli, soğuk, yavan bir tiptir. Kendimden biliyorum:) Siz de kendinizden biliyor olmalısınız. Eğitimsizler patavatsız ama sıcaklar. Bunu da eğitimsiz aile büyüklerimden biliyorum. Hatta ömrümün ortasında Voltaire gibi durup şunu bile söylüyorum. Acaba eğitimsiz olsam daha mı mutlu olurdum? Eğer böyle olacaksa eğitimsizliği tercih ederdim:) 
Eğitimli bireyler olarak biraz daha hoşgörülü olun. Bırakın sizinle eğlensinler. Siz de kendinizle eğlenin bence.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel yazı, fakat tespitler doğru değil. Türkiye&#8217;de &#8220;eğitim&#8221; para gibi statü, konum belirleyen bir şey. Çünkü maalesef herkes okuma şansını elde edemiyor. Eğer herkes okumuş olsa &#8220;eğitimli olma&#8221;nın böyle statü belirleyen bir etkisi olmayacaktı ama maalesef nufusun çok az kısmı eğitimli. Tezime karşı çıkanlar ülkemizde hala bırakın &#8220;eğitimlilik-eğitimsizlik&#8221; istatistiklerini &#8220;okuma-yazma bilen nufus&#8221; istatistikleri yapıldığı gerçeğini göz önünde bulundursunlar lütfen.<br />
Çevrenizde okuduğu üniversitelerle, yaptığı masterlarla hava atan kimseyi görmediniz mi hiç?  İnsanların sahip oldukları şeylerle ötekileri aşağılamaları öyle yerleşik bir tavır ki artık buna şaşırmıyoruz bile. Gelişmekte olan bizim gibi ülkelerde yurt dışında mastır yapmış olmak gibi bir sıfatın ciddi bir artı olduğunu da hatırlatayım. Kabul edin ki eğitim toplumda ciddi bir statü farkı yaratıyor.<br />
Bütün bunların sonucunda Fakir insanın Zengin insanı &#8220;doğal düşman&#8221; görmesi gibi eğitimsiz insanın eğitimli insanı da düşman olarak görmesi kaçınılmaz bir durum.<br />
Gelelim Sinemaya&#8230;<br />
Genelde Sinemacılar, özelde senaristler sandığınız kadar aptal insanlar değiller. Sizden daha akıllı da olmayabilirler. Ama en azından meslekleri konusunda sizden daha donanımlı olduklarına inanabilirsiniz. (en azından “eğitimli ukalalığını” bir kenara bırakıp bu kadar iddiasız bir teze inanabilirsiniz) Sinema diğer sanatlar gibi değil. Daha kitlesel bir sanat olduğu için &#8220;genel geçer&#8221; doğruları baz alır. (Festival filmlerini kapsam dışı tutuyorum) Toplumda var olan &#8220;eğitimli ama ukala&#8221; yargısı doğal olarak filmlerde de kendini hissettirir. Eğitimsiz seyirci gerçek hayatta alt edemediği statü olarak kendisinden yukarıda olan “eğitimlinin” filmlerde komik durumlara düşmesine güler. Böylece eğitimsiz seyirci sinemada bir katharsis yaşar. Kısa çöp bir anlığına da olsa uzun çöpten hakkını aldığını sanır ve rahatlar.<br />
Bizim sinemamızda ve televizyonumuzda yaygın olan tavır da budur. Bizim güldürü sinemamızın ayağını bastığı esas yer &#8220;kasaba güldürüsü&#8221;dür. Yani cahil, eğitimsiz ama kerameti kendinden menkul, gündelik yaşam arifi insanların aralarındaki sıcak ilişkilerden komiklik sağlar. Bizim seyircimiz de buna güler. Bizim seyircimiz niye kentli güldürüsüne gülmüyor efendim gibi bir soru da sorabilirsiniz tabi. Kitlelerin izleme alışkanlıkları vardır. Ve bunları kolay kolay terk etmezler.<br />
Bizde kentli komedi yoktur. Kentli ve entellektüel komediler yapan Woody Allen Türkiye&#8217;de doğsa Yeşilçam&#8217;da aç kalırdı. Gerçi Amerika&#8217;da da durumu pek parlak değil ya. Daha çok Avrupalı entellektüel seyirci tarafından seviliyor.<br />
Yorumumu bağlayayım, uzadıkça dallanıp budaklanıyor çünkü.<br />
Benim kişisel kanaatim de eğitimsiz insanların eğitimli insanlara kıyasla daha eğlenceli, daha samimi ve keyifli olduklarıdır. Eğitim insanı biraz daha düşünerek konuşmaya, biraz daha otokontrollü davranmaya zorluyor. Doğal olarak ortaya çıkan insan tipi fazla eğlenceli olmayan, mesafeli, soğuk, yavan bir tiptir. Kendimden biliyorum:) Siz de kendinizden biliyor olmalısınız. Eğitimsizler patavatsız ama sıcaklar. Bunu da eğitimsiz aile büyüklerimden biliyorum. Hatta ömrümün ortasında Voltaire gibi durup şunu bile söylüyorum. Acaba eğitimsiz olsam daha mı mutlu olurdum? Eğer böyle olacaksa eğitimsizliği tercih ederdim:)<br />
Eğitimli bireyler olarak biraz daha hoşgörülü olun. Bırakın sizinle eğlensinler. Siz de kendinizle eğlenin bence.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tuğçe tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-989</link>
		<dc:creator>tuğçe</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 00:14:49 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-989</guid>
		<description>Öncelikle televizyon yerinde bir tabirle 'aptal kutusu'..Bilmiyorum bu tabiri duymayanınız var mıdır,peki duyupta içine girip üstüne kilit vurdurmayan?
Şimdi temcit pilavı gibi aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp önümüze koymaya ne gerek var,onun yerine özeleştirini yapsana be kadın..Televizyona bağımlısın anladık peki o zaman kardeşin keşke bir sihrim olsada bütün bilgileri hemen beynime soksam diye söylendiğinde,çocuğun televizyona anne/baba demeye başladığında,eşin ...vadisi günü ve diğer günler diye haftayı ikiye ayırdığında, genç nesilin ''ayy yıkılıyoo,çok şeker bişi'' diyerek yoldan geçen sevimli bir köpeği işaret ettiğini gördüğünde,kız/erkek arkadaşının randevuna ayırdığı saatler dizilerinden minimuma indiğinde,o çok güzel börekler yapan apartmandaki ''tanıdığın tek'' komşunla konuşabildiğin tek şey geçmiş bölümün kritikleri olduğunda(...uuu) neden kalbinde ki pompanın yukarılara doğru taşınma merasimi içinde olduğunu hissediyorsun..
  Eleştirmeye kendinden başlamalı insan,seçici değiliz,seçici değilim.Lütfen darılmasın,kırılmasın kimseler.Seyircisinden tut,yönetmenine,yapımcısına,oyuncusuna,şarkıcısına,türkücüsüne,ana fikrine baba fikrine..Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor 'kumandan'..Kumandan buna rağmen beyninde olamıyor!Haa ama kimseler yanlış anlamasın oyuncu dedik yapımcı dedik tee sivrilmek istemedik!Beğenimizin olduğu işinin hakkını veren,yetenekli insanlar muhakkak var..Zaten biz seçici olalım dedik,seçelim dedik..
 ''Çoktan off be adam sende deyip doğruları bir köşeye ittik,gözlerimiz kim kiminle nerede'ye takıldı bile..''
                         değil mi tuğçe..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle televizyon yerinde bir tabirle &#8216;aptal kutusu&#8217;..Bilmiyorum bu tabiri duymayanınız var mıdır,peki duyupta içine girip üstüne kilit vurdurmayan?<br />
Şimdi temcit pilavı gibi aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp önümüze koymaya ne gerek var,onun yerine özeleştirini yapsana be kadın..Televizyona bağımlısın anladık peki o zaman kardeşin keşke bir sihrim olsada bütün bilgileri hemen beynime soksam diye söylendiğinde,çocuğun televizyona anne/baba demeye başladığında,eşin &#8230;vadisi günü ve diğer günler diye haftayı ikiye ayırdığında, genç nesilin &#8221;ayy yıkılıyoo,çok şeker bişi&#8221; diyerek yoldan geçen sevimli bir köpeği işaret ettiğini gördüğünde,kız/erkek arkadaşının randevuna ayırdığı saatler dizilerinden minimuma indiğinde,o çok güzel börekler yapan apartmandaki &#8221;tanıdığın tek&#8221; komşunla konuşabildiğin tek şey geçmiş bölümün kritikleri olduğunda(&#8230;uuu) neden kalbinde ki pompanın yukarılara doğru taşınma merasimi içinde olduğunu hissediyorsun..<br />
  Eleştirmeye kendinden başlamalı insan,seçici değiliz,seçici değilim.Lütfen darılmasın,kırılmasın kimseler.Seyircisinden tut,yönetmenine,yapımcısına,oyuncusuna,şarkıcısına,türkücüsüne,ana fikrine baba fikrine..Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor &#8216;kumandan&#8217;..Kumandan buna rağmen beyninde olamıyor!Haa ama kimseler yanlış anlamasın oyuncu dedik yapımcı dedik tee sivrilmek istemedik!Beğenimizin olduğu işinin hakkını veren,yetenekli insanlar muhakkak var..Zaten biz seçici olalım dedik,seçelim dedik..<br />
 &#8221;Çoktan off be adam sende deyip doğruları bir köşeye ittik,gözlerimiz kim kiminle nerede&#8217;ye takıldı bile..&#8221;<br />
                         değil mi tuğçe..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kar tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-987</link>
		<dc:creator>kar</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 19:50:26 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-987</guid>
		<description>eğer talebe göre dizi çekiliyorsa halkımızda bir sorun var. şayet talep değilde zorunlu kalıp bir seyretmeyse halkımızda değişmenin olması lazım. ama ne ileri gidiliyor ne de geri durmadan yerinde saymalar. yapımcılar hayal dünyalarına fazla yüklenmek istemeyip basit senaryolarla insanların karşılarına çıkmaları aslında topluma bakış açılarını dolayısıyla biçtikleri fiyatı göstermekte.apolitik bir topluma verilecek şeyler nelerdir? ve dozu ne olmalıdır.5 aydır haberleri seyretmiyorum sebebi ni belki tahmin edersiniz bilimden. sanattan,felsefeden kopmuş bir hayat bağlanacak hiç bir kazık bulamaz.halkımız yetersiz olduğuiçin bu tür diziler hala izlenir. eğer bir ağacın tepesi kuruysa kökünde sorun vardır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eğer talebe göre dizi çekiliyorsa halkımızda bir sorun var. şayet talep değilde zorunlu kalıp bir seyretmeyse halkımızda değişmenin olması lazım. ama ne ileri gidiliyor ne de geri durmadan yerinde saymalar. yapımcılar hayal dünyalarına fazla yüklenmek istemeyip basit senaryolarla insanların karşılarına çıkmaları aslında topluma bakış açılarını dolayısıyla biçtikleri fiyatı göstermekte.apolitik bir topluma verilecek şeyler nelerdir? ve dozu ne olmalıdır.5 aydır haberleri seyretmiyorum sebebi ni belki tahmin edersiniz bilimden. sanattan,felsefeden kopmuş bir hayat bağlanacak hiç bir kazık bulamaz.halkımız yetersiz olduğuiçin bu tür diziler hala izlenir. eğer bir ağacın tepesi kuruysa kökünde sorun vardır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gokay tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-985</link>
		<dc:creator>gokay</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 14:06:17 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-985</guid>
		<description>Alış veriş ilişkisi bence, dizi yapımcıları ne yapsın talebe göre dizi çekmek zorundalar.
Üstelik dizi süreleri de 90 dakika sanırım her hafta tutulmayan bir dizinn iptal edildiğini görüyoruz. Zor bir iş yani bence sorunu yine kendimizde aramak lazım magazin programlarının izlenme rekorları kırması toplumun nereye doğru gittiğini gösteriyor zaten .Bu arada ben de kndime bir öz eleştiri yapacağım, daha fazla makale köşe yazısı v.b şeyler okusaydım sanırım daha iyi bir yorum yazabilirdim. 
Yazınızı beğendim, çok güzel olmuş teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Alış veriş ilişkisi bence, dizi yapımcıları ne yapsın talebe göre dizi çekmek zorundalar.<br />
Üstelik dizi süreleri de 90 dakika sanırım her hafta tutulmayan bir dizinn iptal edildiğini görüyoruz. Zor bir iş yani bence sorunu yine kendimizde aramak lazım magazin programlarının izlenme rekorları kırması toplumun nereye doğru gittiğini gösteriyor zaten .Bu arada ben de kndime bir öz eleştiri yapacağım, daha fazla makale köşe yazısı v.b şeyler okusaydım sanırım daha iyi bir yorum yazabilirdim.<br />
Yazınızı beğendim, çok güzel olmuş teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fikret tarafından</title>
		<link>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-957</link>
		<dc:creator>Fikret</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 14:50:38 +0000</pubDate>
		<guid>http://engilizce.com/karalamalarim/beni-kategorize-etme.html#comment-957</guid>
		<description>Bekliyorum birkaç gündür, bakalım bu yazıya yorum yapan olacak mı diye, eleştirecekler mi yoksa beğenecekler mi, katılacaklar mı yoksa itiraz mı edecekler diye... Nafile, okumayan toplumuz ya, sadece hazır ödev almak için geliyoruz siteye zahir...

Konunun ana fikrine gelirsek.. Evet, Türk sineması ve buna paralel olarak Türk dizi sektörü, ne yazık ki klişelerden kurtulamıyor. Televizyon dünyasında klişelere yer vermek kötü birşey değil elbet, enteresan bir fikirle yola çıkar bir dizi/film çekersiniz, araya birkaç klişe de serpersiniz. İşte o zaman tadından yenmez. Ama ne yazık ki bu ülkede bırakın enteresan fikri, geçmişte çekilenlerin kopyalanmasını bile doğru düzgün beceremiyorlar. 

Ben çıkıp daha iyisini yapamam elbet, çünkü işim bu değil. Ama anlaşılan o ki, dizileri/filmleri çekenler veya senaryolarını yazanlar da bu işin pek ehli değil. Zaten genel anlamda, işin ehline de pek gerek yok. &lt;b&gt;Bu millete ne versen izler&lt;/b&gt; mantığı var zira.

Yazı bir harika olmuş, en derin sevgilerimle ;)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bekliyorum birkaç gündür, bakalım bu yazıya yorum yapan olacak mı diye, eleştirecekler mi yoksa beğenecekler mi, katılacaklar mı yoksa itiraz mı edecekler diye&#8230; Nafile, okumayan toplumuz ya, sadece hazır ödev almak için geliyoruz siteye zahir&#8230;</p>
<p>Konunun ana fikrine gelirsek.. Evet, Türk sineması ve buna paralel olarak Türk dizi sektörü, ne yazık ki klişelerden kurtulamıyor. Televizyon dünyasında klişelere yer vermek kötü birşey değil elbet, enteresan bir fikirle yola çıkar bir dizi/film çekersiniz, araya birkaç klişe de serpersiniz. İşte o zaman tadından yenmez. Ama ne yazık ki bu ülkede bırakın enteresan fikri, geçmişte çekilenlerin kopyalanmasını bile doğru düzgün beceremiyorlar. </p>
<p>Ben çıkıp daha iyisini yapamam elbet, çünkü işim bu değil. Ama anlaşılan o ki, dizileri/filmleri çekenler veya senaryolarını yazanlar da bu işin pek ehli değil. Zaten genel anlamda, işin ehline de pek gerek yok. <b>Bu millete ne versen izler</b> mantığı var zira.</p>
<p>Yazı bir harika olmuş, en derin sevgilerimle <img src='http://engilizce.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
