Hep söylenir durur, kuşak çatışması falan filan diye. Bugün öylesine geliverdi aklıma birden, kendi babamı düşünürken. Benim babamla aramda var mıydı kuşak çatışması? Hadi çatışma yoksa bile en azından sürtüşme filan? İlk başta yokmuş gibi geldi bana ama farkettim ki var aslında. En belirgin örneği ise kitap-film tercihleri konusunda.
Diyeceksiniz ki ne var bunda, kitap-film tercihleri herkeste farklıdır. Belki cevap evet. Ama üstünde biraz kafa yorunca, altından farklı anlamlar da çıkabiliyor. Örneğin ben fantastik (bilim-kurgu veya kurgusal, artık her ne biçimde adlandırıyorsanız) öykülere daha çok ilgiliyken, babam daha realist eserlere ilgi duyuyor. Ve üzerine biraz kafa yorduğumda gördüm ki babamın yaşıtları ve ondan daha yaşlı kişiler, hayal ürünü olan hiçbir şeyi sevmiyorlar-ilgilenmiyorlar. İster film olsun, ister kitap, ister dergi.
Peki nedir realist ile fantastik olan arasındaki fark? Birinde, verilmek istenen herşey okuyucuya/izleyiciye doğrudan aktarılırken, diğerinde ise olmayan bir zaman/mekan diliminde geçen bir öykünün ardına gizlenmiş anlatılmak istenen göreceli doğrular ve yanlışlar. Babam doğrudan almayı seviyor mesajı, ben dolaylı. Hangimiz daha zeki tarzında bir eleştiri değil elbette bu ama ben ve benim gibiler, görünüşte başka bir şey anlatılırken, görünmeyen kısımda başka şeyin anlatılmak istendiği eserleri daha çok seviyoruz. Ama eski kuşak yorulmayı fazla sevmiyor sanırım. Çift taraflı öyküler ilgilerini çekmiyor. Onlar için, gerçek tek olmalı ve başka birşeyin ardına gizlenmemeli. Eğer iyi ve kötü varsa anlatılan öyküde, kara büyücüler ve iyi kalpli kutsal savaşçılar biçiminde değil de, ülkeyi işgal eden kötü askerler ve memleketini savunan iyi kalpli vatandaşlar biçiminde anlatılmalı.
Şimdiye dek fantastik olanı beğenmeyenlerin ağızlarından ilk olarak hep şu cümlenin döküldüğüne tanık oldum:
—Ne kadar saçma! Hiç gerçekçi deÄŸil !!! — “Gerçek olan, ‘yalnızca’ olması mümkün olan olay örgüsüyle anlatılabilir” önyargısının en büyük örneÄŸi bence. Atmosferde uçan uzay araçları, birbirine çarpan ışın kılıçları sadece görsel bir betimlemedir, fakat her ne hikmetse olay örgüsüne ustaca yerleÅŸtirilmiÅŸ ahlaki tavsiyeler, doÄŸru/yanlış ve iyi/kötü mücadelesi hep gözardı edilmektedir.
İşte bu ve benzeri şeyler aklıma geliverdi bugün. Tüm bu yazdıklarım kaba hatlarıyla aklımdan geçiverdi bir 10 saniyede. Paylaşayım dedim



yazılarını okuyordum eski yazılar o yüzden yorum yazmıyayım dedim ama buna dayanamadım o yüzden bi kaç kelam da ben edeyim babanların genç olduğu dönemi de bi düşün ve onların hangi şartlarda yetiştiğini ve o zamanın insanlarının hiç bir şeyi ima ederek veya dolaylı yollarla anlatmadığınada tanık olacaksın onların zamanında siyaset sağ sol diye herkes düşüncesini söyleyerek yapıyordu belki kanlı ve tehlikeli ama kıvırtmadan ve dümdüz darbelerden sonra insanlar sopalarla merkez denen bir noktaya toplandılar merkez sağ ve merkez sol kimse açık açık fikrini söylememeye başladı ve bu dünya üzerindede bu şekilde oldu herkez fikirlerini ima etmeye başladı bizde bu şekilde yetiştik onların doğru bilgiğini dümdüz söyleyen allamayan pullamayan idolleri vardı bizim zeka oyunları yapan idollerimiz bence sebeplerden biride budur aslında fiko daha fazla yazacaktım ama tevfik kötü kötü bakıyor daha fazlasını ve devamını sonra yazıcam
04.04.2008