Metnin Orijinali
Ergonomiyi kısaca "fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması süreci" diyebiliriz. Günümüz endüstri çağında makine-insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis vs. gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılıyor. Öyle ki artık sadece fiziksel çevrenin ergonomisinden değil, doğrudan insanın zihnine seslenen bilgisayar yazılımları, Internet, web dizaynı vs. gibi öğelerin de insana uyumundan (Zihinsel algılama, kolay kontrol edebilme ve yönlendirebilme açısından) bahsedebilinir.
Çevirisi
We can shortly define ergonomy as “the process of adapting physical environment with human”. Increasing relationship between machine and human in today’s industrial age necessitates the efforts of creating physical environment units such as circumstance, furniture, machine, office etc. harmonious with human. Such that, not only ergonomy of physical environment is in question but elements such as computer software, internet, web designs etc. addressing directly to the human mind are in question for harmony with human (in terms of mental perception, easy controlling and directing).
Metnin Orijinali
According to Ovid, the god, plagued by dreadful feelings of guild, could not understand what he had done to deserve such loss. “Yet how was I at fault, unless taking part in a game can be called a fault, unless I can blamed for loving you?” From the blood that gushed from the wound, Apollo caused a flower to spring, bearing the youth’s name. “Stil in what fashion may you are immortal: as often as spring drives winter out… so often do you come up and blossom on the green turf.”
Çevirisi
Ovid’e göre tanrı, korkunç bir suçluluk duygusuyla lanetlenmişti, böylesi bir kaybı hak etmek için ne yapmış olduğunu anlayamıyordu. “Nasıl suçlu olabilirim, hata olarak adlandırılabilecek bir oyunun parçası olmadıkça, seni sevmekle suçlanmadıkça?” Yaradan fışkıran kandan, bir çiçek filizlendirdi Apollo, ve ona gencin adını verdi. “Ne şekle girersen gir, hala ölümlüsün: bahar kışı kovaladıkça… ortaya çık ve yeşil çimenlerde neşelen.”
Metnin Orijinali
Spam hakkında bazı ülkelerde yasalar mevcuttur ve bunlar spam'e karşıdır. Bunlar arasında spam'i hırsızlık ve haksız rekabet olarak değerlendirenler bulunmaktadır. Ancak spam yapan kuruluş veya kişiler genelde yasalardan daha hızlı davranmakta ve açıklarını yakalayabilmektedirler. Bununla birlikte spam'in yasadışı olduğuna ilişkin pek çok ülkede henüz herhangi bir yasa yoktur. Ne yazık ki Türkiye de spam konusunda yasaların bulunmadığı ülkelerdendir. Bu konuda ismi yayınlarda sık geçen bazı internet servis sağlayıcılarının dahi herhangi bir tepki vermemesi ile karşılaşılabilmektedir. Spam konusunda Türkiye'deki bir internet servis sağlayıcıya şikayetinizi e-mail ile değil imzanızı taşıyan bir faks mesajı ile yapmanızı önermekteyiz.
Çevirisi
There are laws about spam in some countries and they are against spamming. Some of them determine spam as theft and unfair competition. But spammer organizations or individuals usually act faster than laws and they detect a weak point. Notwithstanding, there is not any law stating spam as illegal in many countries. Unfortunately, Turkey is within countries which have no law about spam. In some cases, names of some internet service providers exist within spam mails but they do not react. If you have any complaint about an internet service provider in Turkey, please use a signed fax message instead of e-mail.
Metnin Orijinali
Tehlike sınıf ve derecelerini etkileyebilecek değişiklikler
MADDE 84- İşverenler ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek her türlü değişikliği bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim üzerine Kurum, yaptıracağı incelemeler sonunda tehlike sınıf ve derecesini değiştirebilir. Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilirse bu konuda Kurumca verilecek karar, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ay başından başlanarak uygulanır.
Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilmezse;
a) Tehlike sınıfı yükseliyorsa, değişikliğin meydana geldiği,
b) Tehlike sınıfı düşüyorsa, değişikliğin Kurumca öğrenildiği,
tarihler esas alınmak ve bu tarihlerden sonraki ay başından itibaren uygulanmak üzere, Kurumca karar alınır ve ilgililere tebliğ olunur.
Çevirisi
Changes that may affect danger classes and levels
ARTICLE 84- Employers and those deemed insurant as to item (b) of first clause of article 4 are responsible to declare all kind of changes that may affect danger classes and levels to the Association in one month. On this declaration, the Association may change the danger class and level as a result of investigation to be done. If the change that may affect danger classes and levels are declared in one month, the decision of the Association is applied beginning from the month following the change occurred.
If the change that may affect danger classes and levels are not declared in one month;
a) In case of rising of danger class, by basing on the dates change occurred,
b) In case of decreasing of danger class, by basing on the date the change is learned by the Association,
The Association takes a decision and declares to relevant individuals on condition of applying as from the beginning of the month following these dates.
Metnin Orijinali
Preterm sezaryen ile doğum öncesinde Grup 1'e tek doz, 0.5 mg/kg, intramuskuler salin solüsyonu;
Grup 2'ye tek doz, 0.5 mg/kg, intramuskuler betametazon (Celestone Chronodose
ampul Schering-Plough Corporation lisansı ile Eczacıbaşl İlaç Sanayi ve Ticaret
A.Ş., istanbul); Grup 3'e üç doz 0.5mg/kg intramuskuler betametazon uygulandı.
Grup 4'e tek doz intramuskuler salin solüsyonu; Grup 5'e tek doz, intramuskuler,
0.5 mg/kg betametazon; Grup 6'ya üç doz intramuskuler 0.5 mg/kg betametazon
uygulandı. Tek doz uygulanan grupta gebeliğin 16. gününde, tekrarlanan doz
uygulanan gruplarda gebeliğin 16, 17 ve 18. günlerinde ilaç uygulamaları
yapıldı. Prematür gruplarda 19. gün, matür gruplarda 21. gün ameliyatlar
yapıldı. Gebelik günlerinin tespitinde vaginal plak oluşumu gebeliğin birinci
günü olarak belirlendi ve sonraki günler sayılarak her bir rat için gebelik
günleri tespit edildi. Her ratın canlı yavru sayıları ve doğum ağırlıkları
belirlendi. Anestezi olarak 50 mg/kg ketamin-hidroklorid ve 5 mg/kg xylazine
uygulandıktan sonra incelenecek dokular uygun koşullarda çıkarıldı. Formalin
içinde fikse edilerek histopatolojik incelemeye alındı. İncelemeyi yapacak
histoloji uzmanının hangi dokunun hangi gruptan olduğunu bilmemesi sağlandı.
Çevirisi
Before preterm cesarean birth, 0.5 mg/kg intramuscular saline solution was applied to Group 1; 0.5 mg/kg intramuscular betamethasone (Celestone Chronodose ampule, Eczacibasi Ilac Sanayi ve Ticaret A.S., Istanbul with the license of Schering-Plough Corporation) was applied to Group2; three doses of 0.5 mg/kg intramuscular betamethasone was applied to Group 3. Single dose of intramuscular saline solution was applied to Group 4; single dose of intramuscular and 0.5 mg/kg betamethasone were applied to Group 5; three doses of intramuscular and 0.5 mg/kg betamethasone were applied to Group 6. Drug applications were done on the 16th gestational day for group being applied single dose and on 16th, 17th and 18th gestational days for groups being applied repeated doses. The operation was done in 19th gestational day for premature groups and in 21st gestational day for mature groups. Vaginal plate formation was deemed as the first day of gestation for determination of gestation days and gestational days were found by counting next days for each rat. Alive young rats of each rat and their birth weight were determined. Tissues to be examined were removed in appropriate conditions after applying 50 mg/kg ketamine – hydrochloride and 5 mg/kg xylazine as anesthesia. They were fixed within formalin and taken into histopathologic examination. Histology expert was provided not to know which tissue was from which group.
Metnin Orijinali
2. PHYSICAL TREAMENTS
A number of studies have been devoted to the simple treatment of lignocellulosic fibres with a solvent (mostly Soxhlet extractions) and to the characterisation of the resulting surfaces [7–13]. The substrates included stone ground-wood pulp, commercial newsprint paper, birch and white pine wood meal, Norway spruce chemical-thermomechanical pulps, fully bleached Eucalyptus kraft pulps, recycled and α-hardwood cellulose fibres extracted with acetone, ethanol/toluene mixtures, diethyl ether and cold and hot water. The comparison of the XPS spectra and IGC data related to pristine and treated fibres showed that at least part of the aliphatic and aromatic impurities (extractives and lignin fragments) originally present on their surface were removed by these simple solvent extractions. The surface concentration of these impurities, deduced from the intensity of the peak at 285 eV in the XPS spectra, was relatively high, namely, 36, 43, 27% for stone ground-wood pulp, commercial newsprint paper and α-hardwood cellulose fibres, respectively. Acetone and diethyl ether proved to be the best solvents for the removal of these impurities with practically 50% of decontamination extracted. Thus, decreases from 36 to 22%, 43 to 23% and 27 to 15% were observed, respectively, with the three substrates mentioned above. The presence of unextracted residues was attributed to two possibilities: (i) the extractives could have been sterically bound into the wood/cellulose/lignin matrix making their percolation to the surface particularly slow; and/or (ii) they were chemically bound substances through well-documented lignin-carbohydrates links. The surface energy of α-hardwood cellulose fibres, determined by IGC, increased from 32 to 47 mJ/m2 as a result of the removal of an appreciable amount of small molecules with low surface energy. The acid-base characteristics of the treated fibres were also enhanced by these solvent extractions.
Çevirisi
2. FİZİKSEL İŞLEMLER
Çok sayıda çalışma, sonuç veren yüzeylerin karakterizasyonuna [7-13], bir çözücüyle (çoğunlukla Soxhlet özütlemeler) lignosellülozik fiberlerin basit işlemine adanmıştır. Substratlar, taş zemin-ağaç hamurunu, ticari gazete kağıdını, huş ve beyaz çam odunu unlarını, Norveç ladini kimyasal-termomekanik kağıt hamurlarını, tamamen ağartılmış dayanıklı ambalaj kağıdı hamurlarını, geri dönüşmüş ve aseton ile özütlenmiş α-sert kereste sellüloz fiberlerini, etanol/tolüen karışımlarını, dietil eter ile soğuk ve sıcak suları içermektedir. XPS spektrası ve saf ve işlenmiş fiberlerle ilgili IGC verisi arasındaki mukayese göstermektedir ki, orijinal olarak yüzeylerinde bulunan alifatik ve aromatik katkıların (çıkarıcılar ve lignin parçaları) en az kısmı, bu basit çözücü özütleme ile çıkarılmıştır. XPS spektrasındaki 285eV’de tepe yoğunluğundan ortaya çıkarılmış olan bu katkıların yüzey konsantrasyonu, taş zemin-ağaç hamuru, ticari gazete kağıdı ve α-sert kereste sellüloz fiberleri için sırasıyla, %36, 43, 27 olarak oldukça yüksekti. Aseton ve dietil eterin, hemen hemen %50 temizleme elde edilerek, bu katkıların çıkartılması için en iyi çözücü oldukları kanıtlanmıştır. Bu nedenle, yukarıda bahsedilen üç substratla, sırasıyla %36’dan %22’ye, %43’ten %23’e ve %27’den %15’e düşüşler gözlemlenmiştir. Özütlenmemiş kalıntıların varlığı, iki olasılığa yorulmuştur: (i) Çıkarıcılar, yüzey süzülmelerini özellikle yavaşlatarak ağaç/sellüloz/lignin matrisine sterik olarak bağlanmış olabilirler ve/veya (ii) iyi belgelenmiş lignin-karbonhidrat bağlar aracılığıyla kimyasal olarak özlere bağlanmışlardır. α-sert kereste sellüloz fiberlerinin IGC tarafından belirlenmiş yüzey enerjisi, düşük yüzey enerjili küçük molelüllerin fark edilebilir bir miktarının çıkarılmasının bir sonucu olarak, 32 mJ/m2’den 47 mJ/m2’ye yükselmiştir. İşlenmiş fiberlerin asit temelli özellikleri de ayrıca, bu çözücü özütlemelerle arttırılmıştır.
Metnin Orijinali
AYASOFYA MÜZESİ:
Mimarîsi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ünik bir uygulama olarak görülen Ayasofya; dünya mimarlık tarihinin günümüzde ayakta
olan en büyük ve önemli eski anıtlarının başında gelmektedir. 916 yıl kilise,
481 yıl cami olarak kullanılan, 1935'ten bu yana da müze olan Ayasofya, ilk olarak Bizans İmparatoru I. Konstantinos (324-337) zamanında
yapılmıştır. Bazilika plânlı, ahşap çatılı bu yapının bir ayaklanmada yanması üzerine İmparator II. Theodosius Ayasofya'yı ikinci defa yaptırmış
ve 415'te ibadete açmıştır. Yine bazilika plânlı bu yapı 532'de Nika ihtilâli
sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı
kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar tapınağa giriş gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimarî parçalardır.
Çevirisi
ISTANBUL
HAGIA SOPHIA MUSEUM:
Hagia Sophia seen as a unique application in respect of its architecture, magnificence, greatness and functionality is one of the biggest and the most important monument of world architecture history still standing today. Hagia Sophia used as a church for 916 years and as a mosque for 481 and also a museum since 1935 was first built in times of Byzantium Emperor Constantine I (324-337). When this basilica planned structure with wooden roof burned, Emperor Theodosius II rebuilt Hagia Sophia and opened for pray in 415. This basilica planned structure again burned in Nika riot in 532. Some remnants about this were found in excavations done in 1936. These are steps, columns, corbels and various architectural parts.